Kişisel yaşam · 1881-1938

Ailesi, yakınları ve gündelik yaşamı

Atatürk'ün özel yaşamında ailesi, yakın dostları, kitaplar ve müzik önemli bir yer tutuyordu. Evi, sevdikleriyle bir araya geldiği ve sohbetlerin kimi zaman gece geç saatlere uzandığı bir mekândı.

Mustafa Kemal Atatürk masa başında yazıyor
Kamu görevlerinin yanında okumaya ve çalışmaya ayırdığı zaman.

Selanik, 1881

Gelenek ve değişim arasında bir çocukluk

Mustafa, Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım'ın çocuğu olarak, o dönem Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan Selanik'te doğdu. Türk, Rum, Yahudi ve Slav topluluklarının yaşadığı bu hareketli liman kentinde, farklı dillerin ve kültürlerin bir arada bulunduğu bir ortamda büyüdü.

Ali Rıza Efendi'nin Portresi

Ali Rıza Efendi

Mustafa Kemal'in babası Ali Rıza Efendi, bir dönem kamu hizmetinde görev yaptı, daha sonra kereste ticaretiyle uğraştı. Oğlunun modern bir eğitim almasını destekledi, ancak Mustafa henüz çocukken hayatını kaybetti.

Zübeyde Hanım'ın Portresi

Zübeyde Hanım

Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım, eşinin vefatından sonra çocuklarının sorumluluğunu üstlendi. Mustafa Kemal'le hayatı boyunca yakın bir ilişki sürdürdü. 14 Ocak 1923'te İzmir'de hayatını kaybetti.

Makbule Atadan'ın portresi

Makbule Atadan

Makbule Atadan, Mustafa Kemal'in yetişkinliğe ulaşan tek kardeşiydi. Atatürk vasiyetinde ona gelir ayrılmasını ve Çankaya'daki evinden yararlanmaya devam etmesini öngördü.

Fatma, Ahmet, Ömer ve Naciye

Aile kayıtlarında Mustafa ve Makbule'nin yanı sıra dört kardeşin daha adı geçer: Fatma, Ahmet, Ömer ve Naciye. Dördü de çocuk yaşta hayatını kaybetti.

Eğitim yılları
  1. Mahalle Mektebi ve Şemsi Efendi OkuluÖğrenimine geleneksel bir mahalle mektebinde başladı; ardından Şemsi Efendi'nin okuluna geçti.
  2. Selanik Askerî Rüştiyesi1893'te askerî eğitime başladı. Matematik öğretmeni, onu aynı adı taşıyan başka bir öğrenciden ayırmak için adına “Kemal”i ekledi.
  3. Manastır Askerî İdadisi1896-1899 yılları arasında edebiyat, tarih ve dönemin siyasi düşünceleriyle daha yakından ilgilendi.
  4. Harp Okulu ve Harp Akademisi1902'de Harp Okulu'ndan teğmen olarak mezun oldu; Harp Akademisi'ni Ocak 1905'te kurmay yüzbaşı olarak tamamladı.
İsimleri ve soyadı

Mustafa adıyla doğdu. Askerî okul yıllarında adına Kemal eklendi ve zamanla Mustafa Kemal olarak tanındı. 1934'te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendisine Atatürk soyadı verildi ve bu soyadının yalnızca ona ait olması kanunla güvence altına alındı.

Bu bölümdeki bilgiler, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın biyografisi ile TBMM'nin biyografi yayını karşılaştırılarak derlendi.

1923-1925

Latife Hanım'la evliliği

Atatürk, 29 Ocak 1923'te İzmir'de Latife Hanım'la evlendi. Latife Hanım, yurt gezilerinde ona eşlik etti ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim oldu. Evlilikleri 5 Ağustos 1925'te sona erdi.

Ev ve çalışma yeri: Çankaya

Çankaya'daki bağ evinde yaşam alanlarının yanı sıra bir kütüphane ve çalışma odaları da vardı. Atatürk'ün notlar aldığı, satırlarını çizdiği kitaplar, okumanın gündelik yaşamındaki ve devlet çalışmalarındaki yerini bugün de gösteriyor.

Latife Hanım ve kamusal yaşam

Evlilikleri, Millî Mücadele'den Cumhuriyet'e geçiş dönemine rastladı. Latife Hanım, kadınların kamusal yaşamdaki yerinin tartışıldığı bu yıllarda Atatürk'e yurt gezilerinde eşlik etti. Resmî kayıtlar evlilik ve boşanma tarihlerini doğrulasa da ayrılıklarının nedenine ilişkin kesin bir açıklama sunmuyor.

Fikriye Hanım

Milli Mücadele sırasında Atatürk'ün evinde vakit geçiren bir akraba olan Fikriye Hanım, onun özel hayatına ilişkin anılarda karmaşık bir yer tutar. Anlatımlar, ilişkilerinin kesin niteliği ve 1924'teki ölümünü çevreleyen koşullar konusunda fikir birliğine varmıyor. Bu nedenle bu sayfa, daha sonraki anlatıları kesin gerçekler olarak sunmadan, onun Atatürk'ün hayatındaki ve evindeki önemini kaydediyor.

Arkadaşlar, misafirler ve yemek masası

Yakın çevresinde silah arkadaşları, siyasetçiler, diplomatlar, yazarlar, sanatçılar ve bilim insanları vardı. Konuklar, yemek masasında siyaset, dil, tarih, müzik ve güncel olaylar üzerine saatler süren sohbetleri anımsıyordu. Bu buluşmalar zaman zaman gayriresmî çalışma toplantılarına dönüşüyordu.

Çankaya'daki evin tarihçesi ve günümüze ulaşan bölümleri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Müze Köşk tanıtımında belgelenmiştir. Ayrılığın nedeni konusunda kesin bir belge bulunmadığı için burada varsayımlara yer verilmiştir.

Kurduğu bağlar

Çocuklara açtığı eğitim yolları

Atatürk'ün biyolojik çocuğu yoktu, ancak çocuklar hayatında özel bir yere sahipti. Hasan Rıza Soyak'ın aktardığına göre, Atatürk için "çocuk" sözcüğü sevgiyle özdeşleşmişti. Çocukların içtenliğine ve açık sözlülüğüne de büyük değer verirdi.

Babasını on iki yaşında kaybeden Atatürk, çocuk yaşta ebeveyn kaybının ne anlama geldiğini biliyordu. Yoksulluk veya aile kaybı yaşayan çocuklara barınma, eğitim ve mesleki öğrenim imkânları sağladı; bazılarına ise yurt dışında eğitim görmeleri için destek oldu.

Evlat edindiği 8 çocuk

Abdürrahim, Zehra (Zühre), Sabiha, Afet, Rukiye, Nebile, Ülkü ve Sığırtmaç Mustafa

Himayesine aldığı 2 çocuk

İhsan ve Ömer

Kullanılan terimler: Bu sayfada Atatürk'ün manevi evladı olarak gördüğü sekiz çocuk ile himayesine aldığı iki çocuk ayrı gösteriliyor. Manevi evlat aile bağı kurduğu kişiyi, himaye ise mutlaka böyle bir bağ içermeyen bakım ve desteği anlatır.

Sabiha Gökçen'in Portresi
Manevi kızı · Havacılık

Sabiha Gökçen

Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Sabiha Gökçen, Atatürk'le 1925'te Bursa'da tanıştı. Ağabeyinin onayıyla onun manevi kızı oldu.

Biyografiyi okuyun

Çankaya İlkokulu ve Üsküdar Kız Koleji'nde öğrenim gördü. 1935'te Türk Hava Kurumu'nun havacılık okuluna girdi. Sovyetler Birliği'ndeki planör eğitiminin ardından Eskişehir'de uçuş eğitimini sürdürdü.

1937'de Ege ve Trakya manevralarına, ayrıca Dersim'deki askerî harekâta havadan katıldı. 1938'de Balkan ülkelerine uçtu ve Türkkuşu'nda başöğretmen olarak görev aldı. Daha sonra Türk Hava Kurumu yönetim kurulunda yer aldı. 2001 yılında hayatını kaybetti.

Ülkü Adatepe, Atatürk'ün yanında çocukken
Manevi kızı · Ailenin en küçüğü

Ülkü Adatepe

1932'de Vasfiye ve Tahsin Çukuroğlu'nun kızı olarak dünyaya geldi. Atatürk ona Ülkü adını verdi ve henüz bebekken yakın aile çevresine dahil oldu.

Biyografiyi okuyun

Vasfiye Hanım, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım tarafından büyütüldü. Atatürk, kendisine sık sık yolculuklarda eşlik eden ve dönemin en tanınmış aile fotoğraflarının çoğunda onunla birlikte yer alan Ülkü'ye derinden bağlandı.

Ülkü'nün yaşına göre olgun davranışları ve zekâsı Atatürk'ü etkiliyordu. Atatürk 1938'de hayatını kaybettiğinde Ülkü yaklaşık beş buçuk yaşındaydı. Vasiyetinde ona İş Bankası hisselerinin gelirinden aylık ödeme ayrıldı. Ülkü 2012'de hayatını kaybetti.

Ayşe Afet İnan'ın Portresi
Manevi kızı · Tarihçi

Ayşe Afet İnan

Atatürk, Afet İnan'la 1925'te İzmir'de tanıştı. Genç öğretmenin öğrenimini sürdürme ve yabancı dil öğrenme isteğini destekledi.

Biyografiyi okuyun

Doyran'da doğan Afet İnan, ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç etti. Ailesinin onayıyla 1925-1927 yıllarında Lozan'da Fransızca öğrendi; ardından İstanbul'daki Notre Dame de Sion'da eğitim gördü. Tarih öğretmenliği yeterliliğini alarak Ankara Musiki Muallim Mektebi'nde ders vermeye başladı.

Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş çalışmalarına katıldı ve uzun yıllar asbaşkanlık yaptı. Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü'nü yönetti; akademik çalışmalarını sürdürerek profesör oldu. Eserlerinde Atatürk'ün düşüncelerine ve çalışma hayatına ilişkin anılarını aktardı. 1985 yılında hayatını kaybetti.

Nebile İrdelp, Atatürk'le düğününde dans ederken
Manevi kız · Öğretmen adayı

Nebile İrdelp

Nebile, Temmuz 1927'de İstanbul Çapa Öğretmen Okulu'ndan Dolmabahçe Sarayı'na getirilen üç öğrenci arasında yer aldı.

Biyografiyi okuyun

Nebile, Atatürk'ün manevi kızı olarak yakın çevresinde kaldı ve eğitimine Ankara'da devam etti. 17 Ocak 1929'da Ankara Palas'ta, Viyana Büyükelçiliği Birinci Kâtibi Tahsin Bey ile evlendi. Düğünde Atatürk'le dans ettiği anlara ait fotoğraflar günümüze ulaşmıştır.

Daha sonraki yıllarda ağır bir hastalık geçiren Nebile, Atatürk'ten birkaç yıl sonra hayatını kaybetti. Atatürk'ün vasiyetinde adı geçen beş çocuktan biriydi.

Rukiye Erkin düğününde
Manevi kızı · Çankaya ailesi

Rukiye Erkin

Atatürk, Rukiye'yle Konya gezisi sırasında tanıştı. Ailesini kaybetmiş olan Rukiye'yi Ankara'ya getirerek bakımını ve eğitimini üstlendi.

Biyografiyi okuyun

Daha sonra Jandarma Yüzbaşı Hüsnü Erkin ile evlendi. Ankara'daki resmî nikâh törenine dönemin bakanları da katıldı. Düğün kutlaması ise Dolmabahçe Sarayı'nda yapıldı ve Rukiye ilk dansını Atatürk'le yaptı.

Bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi; ilerleyen yıllarda iki kız torunu oldu. Rukiye 1995'te hayatını kaybetti. Atatürk'ün vasiyeti doğrultusunda, İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirden kendisine düzenli aylık ödeme yapıldı.

Zehra Aylin Atatürk'ün önünde duruyor
Manevi kızı · Edebiyat

Zehra Aylin (Zühre)

Amasyalı Mehmet'in kızı Zehra, Çankaya'daki küçük okulda Sabiha ve Rukiye ile birlikte öğrenim gördü.

Biyografiyi okuyun

Edebiyata büyük ilgi duydu. Arnavutköy Amerikan Koleji'nde eğitim gördükten sonra öğrenimini ilerletmek üzere İngiltere'ye gönderildi. Atatürk'ün onun eğitimi, okuma alışkanlığı ve düşünsel gelişimiyle yakından ilgilendiği aktarılır.

Kasım 1935'te İngiltere'den Fransa üzerinden dönerken Amiens yakınlarında trenden düşerek hayatını kaybetti. Cenazesi İstanbul'a getirildi ve Maçka Mezarlığı'na defnedildi.

Abdürrahim Tuncak'ın Portresi
Manevi oğul · Mühendis

Abdürrahim Tuncak

Yaklaşık sekiz yaşında Van'dan getirilen Abdürrahim, bir süre Zübeyde Hanım'ın Akaretler'deki evinde büyüdü.

Biyografiyi okuyun

Kurtuluş Savaşı'nın ardından Ankara'ya getirildi. Önce Çankaya yakınındaki bir okulda, ardından Endüstri Mektebi'nde eğitim gördü. Atatürk, 1929'da onu Berlin Teknik Üniversitesi'ne gönderdi ve eğitim masraflarını karşıladı.

1934'ten sonra Tuncak soyadını aldı. Daha sonraki yıllarda Savarona yatının satın alınmasına ilişkin görüşmelerde tercümanlık yaptı. Anılarında Zübeyde Hanım, Makbule Hanım ve Atatürk'ü tanıdığı tek aile olarak anlattı. 1999 yılında hayatını kaybetti.

Sığırtmaç Mustafa Demir, Atatürk'le birlikte
Manevi oğul · Subay

Mustafa Demir

Sığırtmaç Mustafa olarak bilinen Mustafa Demir, 1929 yazında Yalova yakınlarında sığır güderken Atatürk'le tanıştı.

Biyografiyi okuyun

Bulgaristan'dan göç eden yoksul bir ailenin çocuğu olan Mustafa, küçük yaşta sağlık sorunları ve yetersiz beslenmeyle mücadele ediyordu ancak öğrenmeye büyük ilgi duyuyordu. Atatürk, önce Şişli'de tedavi görmesini sağladı, ardından onu Beşiktaş'ta bir ilkokula kaydettirdi.

Desteği sayesinde ortaokul, askerî lise ve Harp Okulu'nu tamamlayarak subay oldu. Emekliliğini Yalova'da geçirdi ve 15 Ocak 1987'de hayatını kaybetti.

Himayesine aldığı çocuklar

İhsan ve Ömer

Kaynaklarda İhsan ve Ömer, Atatürk'ün manevi evlatlarından ayrı olarak himayesine aldığı çocuklar arasında anılır. Yaşamlarına ilişkin güvenilir bilgiler sınırlı olduğu için burada doğrulanmamış ayrıntılara yer verilmiştir.

Vasiyetindeki düzenleme

Atatürk, İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirden Afet İnan'a aylık 800 lira, Sabiha Gökçen'e 600 lira, Ülkü'ye 200 lira, Rukiye ve Nebile'ye ise 100'er lira ödenmesini vasiyet etti. Ayrıca Sabiha Gökçen'e bir ev alınması için gerekli paranın ayrılmasını istedi.

Çocukların yaşam öyküleri ve bu sayfadaki gruplama için Atatürk Ansiklopedisi ile Atatürk'ün yayımlanmış vasiyet metni esas alındı. Manevi evlatlar ve himayesine aldığı çocuklar ayrı gösterildi.

Gündelik yaşam

Kitaplardan doğaya uzanan ilgi alanları

Kitaplar ve diller

Geniş bir kütüphane oluşturdu. Tarih, siyaset, dil ve bilim üzerine okuduğu kitaplara notlar düştü, önemli bulduğu satırların altını çizdi. Resmî biyografilerde Fransızca ve Almanca bildiği belirtilir.

Müzik ve dans

Özellikle Rumeli şarkılarından hoşlanıyordu ve Türk müziğine ilgi duyuyordu. Zeybek dansının modern bir sosyal dans olarak tanıtılmasına destek verdi.

Doğa ve çiftçilik

Ankara'daki Orman Çiftliği'nde kurak toprakları verimli tarım arazisine dönüştürme çalışmalarını bizzat yönetti. Yalova'da ise bir çınarın dalları kesilmesin diye köşkü yaklaşık beş metre kaydırttı.

Sofra sohbetleri

Sofrasında devlet adamları, bilim insanları, sanatçılar ve yazarlar buluşurdu. Siyaset ve kültür üzerine sohbetler kimi zaman gece geç saatlere kadar sürerdi.

Oyunlar ve spor

At binme, yüzme, bilardo ve tavla boş zamanlarında sevdiği uğraşlar arasındaydı. Güreşi de severdi; Ankara'da 1931'de yapılan yağlı güreş başpehlivanlığı müsabakalarını bizzat izledi.

Hayvanlar

Atatürk'ün sevdiği hayvanlar arasında köpeği Foks, Atatürk'ün en ünlü köpeğidir. Atatürk onu Yalova'da seyyar fotoğrafçılık yapan bir vatandaştan satın almıştır. Foks'un tahnit edilmiş bedeni bugün Anıtkabir'deki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde sergilenmektedir. Yalova anlatısı · Anıtkabir Müzesi ve atı Sakarya, Atatürk'ün en çok sevdiği atıdır. Adını, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan Sakarya Meydan Muharebesi'nden almıştır. Ankara Ulus Meydanı'ndaki Zafer Anıtı heykel grubunda Atatürk'ün altında tasvir edilen at Sakarya'dır. Anıtın öyküsü vardı. Foks Çankaya'da onunla yaşadı; Sakarya ise Ankara'daki Zafer Anıtı'nda tasvir edildi.

Görünüm

Askerî üniformasından özenle dikilmiş takım elbiselerine ve şapkalarına kadar giyimine dikkat ederdi. Değişen tarzı, Cumhuriyet'in ilk yıllarından kalan fotoğraflarda görülebilir.

Akşam sohbetleri

Akşam buluşmalarında müziğin yanında siyaset, tarih ve kültür üzerine tartışmalar da yer alırdı. Anılara göre Dolmabahçe'deki ve Cumhurbaşkanlığı yatındaki sohbetler bazen sabahın ilk saatlerine kadar sürerdi.

Çalışma alışkanlığı olarak okumak

Çankaya'daki kütüphanesinde bulunan notlu ve altı çizili kitaplar, Atatürk'ün okumakla yetinmeyip metinler üzerinde çalıştığını gösteriyor. Bu okuma alışkanlığı, konuşmalarına ve tarih ile reformlara ilgisine de yansıdı.

Ev ve çalışma

Yaşadığı ve çalıştığı yerler

Selanik'teki çocukluk evinden Çankaya, Dolmabahçe ve Florya'daki konutlara uzanan bu mekânlar, Atatürk'ün yaşamının farklı dönemlerine tanıklık eder.

1881-1888

Selanik'teki doğum evi

Mustafa, ailesinin Selanik'teki üç katlı evinde doğdu ve ilk çocukluk yıllarını burada geçirdi. Ali Rıza Efendi'nin ölümünden sonra Zübeyde Hanım çocuklarıyla yakınlardaki daha küçük bir eve taşındı. Doğduğu ev bugün Atatürk Evi Müzesi olarak ziyaret edilebiliyor.

1921-1932

Çankaya Bağ Evi

Çankaya'daki bağ evi, Millî Mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Atatürk'ün başlıca ikametgâhıydı. Korunan yatak odası, çalışma odası ve kütüphanesi, buradaki yaşamına ışık tutuyor.

1927-1938

Dolmabahçe Sarayı

Atatürk, İstanbul'da bulunduğu dönemlerde Dolmabahçe Sarayı'nda kaldı; sarayı hem konut hem de çalışma mekânı olarak kullandı. Çalışma odası ve yatak odası korunmuştur. 10 Kasım 1938'de burada hayatını kaybetti.

1935-1938

Florya Deniz Köşkü

Marmara kıyısındaki köşk, Atatürk'ün yüzmek ve dinlenmek için gittiği bir yerdi. Burada siyasi ve bilimsel toplantılar da yapıldı, yabancı konuklar ağırlandı.

Çalışma düzeni

Atatürk'ün günlük programı yolculuklara, resmî görüşmelere ve devlet işlerine göre değişirdi. Anılarda sık sık okuma, uzun tartışmalar, gece geç saatlere uzanan çalışmalar ve Ankara dışına yapılan inceleme gezileri anlatılır. Bu yüzden her güne uyan sabit bir çalışma saatinden söz etmek güçtür.

Sağlığı ve son hastalığı

1938'de karaciğer hastalığı nedeniyle sağlığı giderek kötüleşti. Durumu elverdiği sürece devlet işleriyle ilgilenmeyi sürdürdü. 10 Kasım 1938'de saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'ndaki odasında hayatını kaybetti.

Yaşadığı yerler hakkında: Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Selanik Atatürk Evi, Çankaya Müze Köşkü ve Florya Deniz Köşkü sayfaları ile Millî Saraylar'ın Dolmabahçe Sarayı tanıtımı kullanıldı.

İstanbul, 1938

Son günleri ve bıraktığı miras

Atatürk, 10 Kasım 1938'de saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybetti.

İstanbul ve Ankara'daki cenaze törenlerinin ardından naaşı, 21 Kasım 1938'de Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Yaklaşık on beş yıl sonra, 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledildi.

Atatürk, ölümünden önce çiftliklerini Hazine'ye, diğer mülklerini de Ankara ve Bursa belediyelerine bağışlamıştı. Vasiyetinde, kız kardeşi Makbule ile Afet, Sabiha Gökçen, Ülkü, Rukiye ve Nebile'ye gelir ayrılmasını; İsmet İnönü'nün çocuklarının yükseköğrenimine destek verilmesini öngördü. Kalan yıllık gelirin ise Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu arasında eşit olarak paylaştırılmasını istedi.

Tüm zaman çizelgesine devam et